Şu an sisteme bağlı değilsiniz!
İsterseniz sisteme girebilir yada kayıt olabilirsiniz?

Bugün: 13 Ağustos 2022, Cumartesi
Günün en yeni başlıklar ve projeleri

 
Google
 

Türk bilimadamına ABD'de Üstün Başarı Ödülü

Ödülüne layık görüldü.

Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, Amerikan Diyabet Birliği tarafından verilen 2007 yılı
Olağanüstü Bilimsel Başarı Ödülü''ne layık görüldü. Bu önemli ödül, diyabet alanında özgün fikir ve araştırmalar ile dikkat çeken, 45 yaşın altındaki araştırmacılara veriliyor.

Ödül, tarihinde ilk kez bir Türk vatandaşına verilmiş olacak.

Amerikan Diyabet Vakfı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, metabolik hastalıklar için yeni bir araştırma ve uygulama alanının açılmasında önemli rol oynadı. Şişmanlık, insülin direnci ve inflamasyon biyolojisi arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran ve bilim dünyasında yeni bir saha yaratan bu seri buluş, genç bir bilimadamı için olağanüstü bir başarı olarak gösteriliyor.

Devrim Yaratan Keşifler

Hotamışlıgil, Harvard Üniversitesi’nde Dr. Bruce Spiegelman’ın laboratuvarında doktora araştırmasını yaparken, mentoru ile birlikte TNF-ɩ’nin insülin direncine katkıda bulunduğunu keşfetti. 1993’te yayımladığı bir araştırmada, adipose (yağ) dokusunun bir endokrin organ gibi çalışarak sistemik şeker metabolizmasını düzene soktuğunu gösterdi.

Bu, aynı zamanda, yağ hücresinin hormon üreten işlevini de ilk kez ortaya çıkardı. Bunu takip eden yıllarda, leptin ve adiponektin dahil, yağda üretilen başka hormonlar olduğu keşfedildi. Amerikan Diyabet Vakfı’nın açıklamasında, aradan 10 yıl geçtikten sonra tıp dünyasında büyük kabul gören bu fikirlerin, ortaya atıldığı zaman devrimsel nitelik taşıyan kavramlar olduğu belirtiliyor.

Yağ dokunun inflamasyon durumundaki değişikliklerin insülin hassasiyetini etkileyebileceğini düşünen Hotamışlıgil, inflamasyon, stres sinyalleri ve metabolik yollar arasındaki arayüzü daha detaylı bir biçimde incelemeye başladı.

1997’de yayımlanan ve anahtar kabul edilen bir araştırmasında, bu paradigmayı, yeni genetik modeller geliştirerek kanıtladı. Böylece, şişmanlık, inflamasyon ve diyabet arasındaki bağlantı, sağlam bir biçimde kuruldu. Hotamışlıgil aynı zamanda, yağlara bağlanan ve hem makrofaj, hem de yağ hücrelerinin besinlere ortak tepkilerini kontrol eden proteinleri ortaya çıkardı; bunların çalışma mekanizmalarını aydınlattı.

Bunun akabinde, karaciğer yağlanması, tip 2 diyabet, aterosklerosis ve astım gibi hastalıkları aynı anda etkileyebilen bir yol olduğunu buldu. Bu etkileşimleri takip etmeyi sürdürdü ve obeziteyle birlikte görülen kronik hastalıkların gelişiminde birçok anahtar mekanizmayı, bunların tedavi amacıyla kullanılabileceğini ve kullanım yollarını gösterdi.

Hotamışlıgil, inflamasyona yol açan moleküller ve insülin hormonunun sinyal yolları arasındaki çapraz diyaloğun arabulucularını ve diyabetin gelişmesinde kritik olan moleküler düzeydeki değişiklikleri ararken, sitokin ve stres sinyallerine ait kritik elemanlar keşfetti.

Bu araştırmalar, Hotamışlıgil’i 2001’de gerçek bir kilometretaşı olarak görülen buluşuna götürdü. Bu buluş, JNK isimli bir genin aracılığıyla inflamasyon sinyalleri ve insülin direnci arasında oluşan kritik bir enzimatik bağlantıydı. Bu enzim, insülinin tetiklediği normal sinyalleri engelleyerek, insülin hormonunu çalışamaz hale getiriyordu. JNK yolu, şu anda diyabet ilacı geliştiren pek çok grup tarafından önemli bir tedavi hedefi olarak kabul ediliyor ve tüm dünyada yoğun bir şekilde inceleniyor.

Hotamışlıgil’in araştırmaları, yakın geçmişte, genel olarak metabolik hastalıklar, özelde ise yine inflamasyon, insülin direnci ve tip 2 diyabet üzerine bir devrim daha yarattı. Hotamışlıgil ve ekibi, JNK enziminin hücre içinde bulunan endoplazmik retikulumun strese girmesi ile harekete geçebileceğini buldu.

Hotamışlıgil bu çalışmasında, şişmanlığın, çeşitli biyolojik yaralara ek olarak hücrenin alt birimleri üzerinde de bir gerilmeye yol açmak suretiyle, hem JNK aktivitesini, hem de diğer alarm sinyallerini ürettiğini, dolayısıyla hücresel ve sistemik insülin direncini artırdığını gösterdi.

Hotamışlıgil, son olarak, kimyasal bileşimlerle de endoplazmik retikulum stresinin düzeltilebileceğini, bu yolları hedef alacak biçimde ilaç olarak kullanılabileceğini, böylece deneysel modellerde tip 2 diyabete karşı güçlü tedavi olasılıklarının geliştirilebileceğini gösterdi. Bu yenilikçi keşifler, şişmanlığın metabolik düzen üzerinde ne kadar yıkıcı bir etki yaptığının görülmesini sağlıyor.

Öğrencilikten Başkanlığa Hotamışlıgil, 1995’te Harvard Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü’nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. 1998’de doçent, 2003’te profesör olan Hotamışlıgil, 2003’te Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı ve Biyolojik Bilimler bünyesinde açılan Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü’nün kurucu başkanlığına getirildi. Böylece, Harvard Üniversitesi’nde çok kısa sürede öğrencilikten bölüm başkanlığına yükselmiş oldu. Hotamışlıgil, yenilikçi ve bağımsız çalışmalarıyla, yerel, ulusal ve uluslararası bazda büyük takdir görüyor.

Hotamışlıgil’in fikir ve keşifleri, metabolik hastalıklar ve bu hastalıkların ortaya çıkmasında inflamasyonun merkezi rolünü göstererek bu sahada bir devrim yaratmış, düşünme sistemleri ve klasik paradigmanın tamamen değişmesine yol açmış bulunuyor. Bu fikirler, kimi zaman fazla radikal değişimler olarak görülüp eleştirildiyse de Hotamışlıgil çabalarından vazgeçmeyip çalışmalarını ısrarla sürdürdü. Keşifleri, bugün metabolik hastalıkların ve inflamasyonun rolünün ardındaki temel fikirlerin omurgasını oluşturuyor. Hotamışlıgil’in araştırmaları, bilim dünyasına şişmanlık ve tip 2 diyabet hakkında çok şey öğretirken, diyabetli hastalar için yeni tedavilerin geliştirilmesi yönünde büyük umut kaynağı oluyor.

Hotamışlıgil Hakkında Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi’nde ihtisas yapmıştır. Genetik ve Metabolizma Profesörü Hotamışlıgil’in, Harvard Üniversitesi’nde bir laboratuvarı bulunmaktadır.

Vücudun enerji metabolizmasını denetleyen düzenleyici mekanizmaların incelendiği laboratuvarda, genetik bir özelliğin bir hücreden diğerine nakline, ayrıca metabolik dengenin moleküler ve genetik kontrol mekanizmalarına odaklanan biyokimyasal ve genetik çalışmalar yapılmakta; insanlardaki metabolik hastalıklarda görülen belli anormalliklerin neden ve çözümleri araştırılmaktadır.

Kaynak: http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2880


Yorumlar
Henüz bir yorum yapılmamış !

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız:

E-postanız:

Yorumunuz: